Havza Haber Ajansı'nın bildirdiğine göre Hüccetü'l-İslam vel-Müslimin Seyyid Muhammed Mehdi Mirbakırî Muharrem ayının ikinci gecesi Hz. Fatıma Masume'nin (s.a.) mutahhar türbesinde düzenlenen matem merasiminde Nebe Suresi'ne işaret ederek şunları söyledi: "Yüce Allah bu surede, insanların birbirlerine sordukları ve üzerinde anlaşmazlığa düştükleri büyük bir haberden söz etmektedir. Bu büyük haber, muteber Şia rivayetlerinde Emirü'l-Müminin Ali'nin (a.s.) ve özellikle İmam Zaman'ın (a.f.) velayeti ile bağdaştırılmıştır."
Hüccetü'l-İslam Mirbakırî sözlerine şöyle devam etti: "Rivayetlerde 'Nebe-i Azîm'den (Büyük Haber) maksadın Emirü'l-Müminin (a.s.) olduğu belirtilmiş, bazı başka rivayetlerde ise bu büyük haber İmam Zaman'ın (a.f.) zuhuru olarak tefsir edilmiştir. Bu olay o kadar büyüktür ki, inançta yakin sahibi olanlar bile bu konuda şüphe ve tereddüde düşerler. Nitekim rivayette de İmam Zaman'ın (a.f.) gaybetinin ve zuhurunun, yakin ehlini dahi şüpheye düşürecek kadar muazzam bir mesele olduğu ifade edilmiştir."
Hüccetü'l-İslam Mirbakırî sözlerini şöyle sürdürdü: "Yüce Allah, bu âlemin yaratılış nizamını bu büyük haberin ekseninde yaratmıştır. Surenin devamında Allah, yerin ve göğün, dağların, gece ve gündüzün, uykunun ve huzurun yaratılış biçiminden bahsederek şöyle buyurmaktadır:
'Yeryüzünü sizin için bir beşik yapmadık mı? Dağları da yeryüzünün sağlamlığı için birer kazık? Sizi çiftler halinde yarattık. Uykunuzu da sizin için bir dinlenme vasıtası kıldık.'
Âlemin tüm bu düzeni, bu büyük haberle uyum içindedir. Bu âlem özel bir amaç için yaratılmıştır ve 'Yevmu'l-Fasl'a, yani ayrım/hüküm gününe doğru ilerlemektedir."
Uzmanlar Meclisi Üyesi, Nebe Suresi'nde ayrım gününün mutlaka gelecek bir buluşma vakti olduğunu belirten ayetlere işaret ederek şunları kaydetti: "Öyle bir gün gelecek ki saflar birbirinden ayrılacak; takva sahipleri ile azgınlar birbirinden ayrıştırılacaktır. Rivayetlerde 'Yevmu'l-Fasl', zuhur günü ve hakkın batıldan ayrıldığı gün olarak tefsir edilmiştir. Bu gün, müminlerin kâfir ve münafıklardan ayrıldığı gündür ve artık batılın eli hakka ulaşamayacaktır. O gün iman ehli mükâfatlarına, küfür ve isyan ehli ise cezalarına kavuşacaktır."
Kum İlim Havzası Üstadı, Hz. Zeynep'in (s.a.) İbn Ziyad'a verdiği "Ben Allah'ın işinde güzellikten başka bir şey görmedim" cevabına atıfta bulunarak şöyle dedi: "Hz. Zeynep, musibetin en zirvesinde bile Allah'ın işini baştan sona güzel görmüş ve 'Onlar Allah ile şehadet ahdi yapmışlardı ve kendi karargâhlarına ulaştılar' demiştir. Bu plan, Aşura'da sona erecek kadar küçük bir plan değildir. İmam Hüseyin'in (a.s.) intikamı; Hz. Veli Asr'ın (a.f.) zuhuru ve batılın ve şeytanın düzeninin kökünün kazınmasıyla nihayete erecektir."
Uzmanlar Meclisi Üyesi şöyle ekledi: "Şeytan, altı bin yıllık ibadetinin tüm gücüyle bu büyük haberin karşısında durmaktadır, ancak ilahi vaat şudur ki; onun kökü tamamen kazınacaktır."
Hz. Masume'nin (s.a.) mutahhar türbesinin hatibi şu vurguyu yaptı: "Bu dünyada, peygamberlerin düşmanlarına gürültü koparmaları ve ilahi plana karşı konuşmaları için izin verilmiştir.
'Biz her peygambere insan ve cin şeytanlarından düşmanlar kıldık ki onlar yaldızlı sözleri birbirlerine fısıldarlar'
Ancak 'Yevmu'l-Fasl'da, yani hüküm gününde, Allah'ın izin verdiği ve doğruyu söyleyenler dışında kimsenin konuşma hakkı olmayacaktır. O gün, ruh ve melekler saf tutacaklar ve Rahman olan Allah'ın izin verdiklerinden ve doğruyu söyleyenlerden başkası konuşamayacaktır."
Hüccetü'l-İslam vel-Müslimin Mirbakırî, Nebe Suresi'nde kâfirlerin o gün hiç yaratılmamış olmayı dileyeceklerini bildiren ayetlere işaret ederek, "Kâfirler o gün 'Keşke toprak olsaydım ve hiç yaratılmasaydım' derler. Ancak bu büyük habere iman eden ve o yolda ilerleyen müminler, büyük ilahi mükâfata ulaşacaklardır" diye ekledi.
Seyyidü'ş-Şüheda'nın Aşura gecesi bu ayetleri tilavet ettiğine dikkat çeken Hüccetü'l-İslam Mirbakırî şunları vurguladı: "Bu ilahi planın büyüklüğünü gören hiç kimse asla yenilgi hissine kapılmaz. Kerbela esirleri kervanı, en zor şartlar altında bile bir an olsun zayıflık hissetmediler, çünkü bu büyük planı görüyorlardı. Bugün biz de aynı ilahi planın doğrultusunda ilerliyoruz."
Kum İlim Havzası Üstadı sözlerini şöyle tamamladı: "Düşman, rehberimizin şehit edilmesiyle kendi aklınca zafere ulaştığını zannetti, ancak bu ilahi plan devam etmektedir ve Allah'ın peygamberlerine ve iman edenlere hem dünya hayatında hem de şahitlerin ayağa kalkacağı o günde yardım edeceği şeklindeki ilahi vaadi kesindir. Bizler sabır, basiret ve direnişle bu yolda durmalı, Allah'ın sabredenlerle beraber olduğunu ve zafer vaadinin kesin olduğunu bilmeliyiz."
yorumunuz